İkinci durak ve sıcak denizlere inmemiz açısından büyük önem taşıyan Malta. Malta'nın büyük kısmında bina yapımında sarımsı renkteki sarı Malta taşı dışında bir şeyin kullanımının yasak olduğu gibi bir şey duymuştum. Uçak ada üzerinde yarım bir tur atınca genel olarak doğru olduğunu gördüm. Avrupa'da uçak ile seyehat ederken Schengen ülkeleri için ayrı bir terminal olduğundan, pasaport kontrolü olmuyor. Ancak ben kontrol edilmeye alıştığım için otomatik olarak bir kontrol gişesine yöneldim. Londra için uçak biletim olmadığından boşu boşuna vizemi kontrol ettirmemle kaldım tabi..
Pizza yediğimiz yerdeki sevimli garsondan bahsetmeden geçemem. Prag'da sipariş verebilmek için can çekişirken, verdiğini sipariş nedeniyle azar işitmeye varan tepkiler alırken, buradaki garson, kendi aramızda hesaplaşırken ve onun zamanını çalarken tek bir laf etmedi, oflamadı işini yaptı ve kibarca veda edip gitti. Güneyli olmak böyle bir şey bence. Hostel'e döndüğümüzde artık hava tamamen karanlıktı ve koca binadaki tek tük loş ışıklar kasveti kat kat arttırıyordu. Biz de odamıza gidip kapının arkasına dolap koyup uyuduk. Yatmadan önce şans getirmesi için resepsiyonda dağıtılan küçük kartlarla cizıs cizıs dansı yaptım.
Sabah ilk önce Gozo'nun başkenti olan Victoria'ya dolmuşla gittik. Malta'nın tamamında olduğu gibi burada'da genel olarak Türkiye'deki yazlık yerlerin güzelliği ve turist karmaşası bir aradaydı. Victoria Kalesinin tepesine çıkınca, şehre, "adeta Batı'nın Mardin'i" diyemeden duramadık.. Bu seneye yazın yapmaya heveslendiğim OrtaDoğu gezisi için biraz daha heveslendirdi beni. Victoria'dan sonra dolmuşla dünyanın en eski yapıları Malta tapınakları'ndan Ggantija'yı görmeye gittik. Tapınak piramitlerden daha eski (her yerde böyle yazıyor sanırım daha havalı oluyor piramitlerden eski olunca) Burayı da gördükten sonra Malta Euro'larındaki acayip yapının ne olduğu ortaya çıkmış oldu. Dolmuşla adanın merkezine indik ve tüm geziye damgasını vuracak kısma geçmek üzere yeni bir dolmuş'la adanın en batısına gittik.
Hani böyle bir şey yaparken çok fazla zevk alıp da bir şey demek istemezsiniz. İster misiniz bilmem? Ben istemiyorum ve şöyle bir şey yapacağım. Burada denize girmek şöyle bir şeydi: .... ............ ............ ............. ............. ............. ............. ............. ............. ............. ............. ............. ............. ............. ............. ............. ............. ............. ............. ............. ............. ............. ............. ............. ............. ............. ............ Aramızdan biri (belki de ben) bu yapının, windowsun bir sürümünde masaüstü resmi olarak kayıtlı olduğunu iddia etti. Biz de sanki söyleyince daha zevkli olacakmış gibi, windows manzaralı yerde denize giriyoruz dedik. Bakın ben şaşkın bir insanım aslında. Böyle bi mutlu sarhoş bir şekilde yüzdük geldik. İstemeye istemeye ayrılsak da zevkten dört köşe feribotun yolunu tuttuk.
Hostelimiz Malta adasında, St Julians'ta. Dolmuştan iner inmez bir an önce yatağa kendimizi atmak istiyorduk ki... bulamadık. Sokaklarda bir aşağı bir yukarı kendimizi atarken bir çok kişiye yerini sorup cevap alamadık. Kimse çevrede böyle bir yer bilmiyordu. Ne yapsak diye karar vermeye çalışırken karşılaştığımız Malta'lı bir kadın bize yardım edeceğini söyledi. Dedim ben Malta insanı sıcak yardım sever insan haklarına saygılı ve hoşgörülü diye. En kötü ihtimal bize kalacak bir yer bulabileceğinin garantisini verdikten sonra polise gitmeyi teklif etti. Arabasıyla bizi polis karakoluna götürdü ve olay çözülene kadar bekledi. Telefon numarası +**7766554433 gibi bir şey olunca önce herkes sahte sanmıştı. Ama nihayet hostel sahibine ulaşabildik ve yerleştik. Sabah erkenden kalkacağımız için havaalanı taksisiyle randevulaşıp yemek yemeye dışarı çıktık. Adanın gece hayatı merkezi St. Julians. Ancak gece hayatımız kendimizi hostele varır varmaz yorgunluktan horzz diye uyumak olduğu için pek bir şey göremedik. Yine de mc donaldsta bir şeyle yedikten sonra biraz dışarıda turladık. Dizlerime kadar denize girip Malta'yla vedalaştıktan sonra dönüp bir güzel uyuduk. Sonunda ryanair ile Akdeniz üzerinden uzun bir yolculukla karasal iklime dönüş. Madrid!




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder